Adını Yusuf Koyduk

images

Her yer dikenlerle dolu. Yüreğimize batıyor. Kanadıkça kanıyor durmadan. O dikenler hasreti, yokluğu, çaresizliği getirdi. Yolumuza çıkan o kahrolası dikenler sensizliği getirdi.

Umudun tükendiği, sisten göz gözü görmediği anda cennetten bir melek gönderdi Rabbim. O kadar güzel kokuyor, o derece masum ve tertemiz gülümsüyor ki… Tek eksiğimiz sensin. Onunla daha bir bereketlendi yuvamız. Babasının yerine bir nefes, teselli oldu küçücük bedeniyle. Kendisi minicik ama sesi bütün evi dolduruyor inan. Hele acıktı mı nasıl da yaygarayı basıyor görmelisin. Ablası da her an yanımızda. Bazen ben altını değiştirirken yardım etmek için ne yapacağını şaşırıyor. Bir keresinde de tamamen o değiştirdi. Ben hiç ellemedim. Kızımız çok becerikli olacak gerçekten.

Adını ‘Yusuf’ koyduk. Hani seninle konuştuğumuz gibi. Küçük Yusuf’umuz büyüyünce de hiç unutmayacağız bu hüzünlü günleri. Onlara da anlatacağız. Biz nasıl 20 yıl birden yaşlanıp olgunlaştı isek, onlar da küçük yaşta yaşlanacak, olgunlaşacak. Onlar başka çocuklara hiç benzemeyecek. Onların hedefleri de, istekleri de, duaları da, hayatın eğri büğrü yollarında duruşları da hep diğerlerinden daha yukarılarda olacak.

Bir Yusuf’um kucağımda, diğeri ise soğuk duvarların ardında. Şimdi iki Yusuf’um var benim. Biz yalnız ama dualarımızla bekliyoruz gelmeni. Bir gün o kilitli kapılar ardına kadar açılacak biliyorum. Gözyaşlarımı akıtmıyorum çocukların yanında sen meraklanma. Ama geçen gün senin camın arkasında konuşurken ağladığını görünce o kadar zorlandım ki ben de senin karşında ağlamamak için. Senin yanından ayrılıp çocuklarımızın yanına eve dönerken yolda öyle ağladım, öyle sel gibi aktı ki gözyaşlarım… Uzanıp silemedik birbirimizin gözyaşlarını. Ellerimiz sıcacık dokunamadı birbirine… Olsun. Geçecek… Hepsi geçecek.

Birlikte ninniler söylüyoruz kızımla Yusuf’u uyutmak için. Onlara her gece masallar anlatıyorum, seni anlatıyorum. Sen gelince neler yapacağımızı planlıyoruz birlikte. Kızımız seni askerde biliyor. Üç beş günde bir gelen mektuplarını okurken pür dikkat kesiliyor. Hep;’Babam askerden ne zaman gelecek?’ diye sorup duruyor. ‘Yakında,’ diyorum, ‘çok yakında.’

Az kaldı,ben inanıyorum buna. Hani şafak sökeceği zaman bir zifiri karanlık sararmış ya ortalığı. Ama çok uzun sürmezmiş o karanlık. İnşallah güneşin doğması yakındır. Karanlığın yok olması, müjdeli bir sabahın doğuşu yakındır. Yakındır…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s